Dört yaşındayken üst komşunun oğlu tarafından kömürlüğe kilitlenerek tacize uğradım. Bunu, kendime ve aileme, ancak on yedi yaşımda itiraf edebildim. o çocukluk yaşlarında, korkunç bir olay. Cinselliğin henüz ne olduğunu bilmeden, böyle bir olay yaşamak... İlk başta kendime bile itiraf edemedim; kanımı donduruyordu bu yaşadıklarım. Artık çok rahatım çünkü geçmişin geçmişte kaldığının bilincine vardım. Ne de olsa bunu bana yapan da bir çocuktu ve benden sadece dört yaş büyüktü. Yani, o da tam olarak cinselliğin ne olduğunu bilmiyordu ve meraktan yapılmış birşeydi. Bu yüzden, onu suçlamak çok acımasızca olur ama yine de o insanı her ne kadar denesem de affedemiyorum. Zaten affetmek zorunda da değilim; her şeyi dört dörtlük halletmek zorunda olmadığım gibi. Pürüzler, kötü yaşanmışlıklar da insan hayatının iyiler kadar bir parçası. İşte bu yüzden; ellemeyeceğim ve kurcalamayacağım. Bu olayın bende bıraktığı kötü izler tabii ki yok değil. Örneğin, yeğenimin başına bir taciz olayı gelecek diye çok korkuyorum. yanına bir erkek çocuk yaklaşınca korkup, takip ediyorum çünkü onun başına da benzer şeyler gelmesini istemiyorum ve korumaya çalışıyorum. Her ne kadar düşünce olarak bu beni çok yorsa da, bu olayı sıradan bir olay olarak anlatabilmek de benim için çok önemli. Daha da önemlisi: Mutluyum!